Akademisyenlerimiz Dünyada İlk Kez Kullanılan Teknikle Enjeksiyonla Dize Kök Hücre Nakli Gerçekleştirdiler

Akademisyenlerimiz Dünyada İlk Kez Kullanılan Teknikle Enjeksiyonla Dize Kök Hücre Nakli Gerçekleştirdiler

Üniversitemiz Tıp Fakültesi’nde bilimsel çalışmalar meyvesini veriyor. Dizindeki kıkırdak dokunun yüzde 60’ı tahrip olan hasta ‘Biyohedefleme’ yöntemi uygulanarak iyileştirildi. Dünyada ilk kez uygulanan yöntemle, kök hücre ve akıllı moleküller hasarlı bölgeye enjeksiyonla nakledildi ve kök hücre hasarlı dokuyu kendi kendine bularak onardı. TÜBİTAK destekli projenin başında Üniversitemiz Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Bozkurt ve Dr. Mehmet Doğan Aşık var.

enjeksiyontedavisiaybumuratbozkurt2018

MİLLİ TEDAVİ ÜRÜNÜ

Yeni yöntemi ilk kez Ayşe Öztürk Koçak üzerinde uyguladıklarını anlatan Prof. Dr. Murat Bozkurt şu bilgileri verdi: “Ayşe 2013’te bize geldiğinde, diz ekleminin yüzde 60’ını ilgilendiren bir kıkırdak yaralanması vardı. Önce Ayşe’nin kıkırdak hücrelerini aldık. Bunları laboratuvarda çoğalttık. Çoğalttıktan sonra bunları kıkırdak nerede açıksa oraya yapıştırdık. Hücreler, daha sonra kendisini normal kıkırdağa benzer bir biçimde onardı. Tedaviyi açık cerrahi ile değil de kapalı enjeksiyon yoluyla, kıkırdak hücrelerinin içeriye vererek yaptık Hastamız 6. haftanın sonunda kontrollü olarak ayağa kalktı. Hastanın takip işlemleri ise yaklaşık 5 yıl sürdü. Gelitirdiğimiz milli tedavi yöntemi yakında Türkiye’de ve dünyada kullanılır hale gelecek.Türkiye patentini aldık.”

AMELİYAT YAPILMADI

Dr. Mehmet Doğan Aşık ise bu tekniğin halihazırdaki diğer tekniklerden farkını şöyle açıkladı: “Kök hücre hasarlı dokuyu kendi tanıyor ve yeni dokuyu gidip o bölgede birleşerek oluşturuyor. Cerrahi müdahaleden ziyade işi çok daha basit bir noktaya indirip, enjeksiyonla çözülebilecek bir noktaya getiriyoruz.”

Kireçlenmeden müdahale şansı

Yaptıkları çalışmalarda 100’e yakın hastanın genlerini, proteinlerini incelediklerini ve kireçlenme yapan bazı genler bulduklarını belirten Prof. Dr. Murat Bozkurt ” Eğer biz bu genlerdeki özel yerleri tedavi edersek, hastalık yani kireçlenmeyi baştan önleyebileceğiz. Eskiden bu tür problemlerde kişinin cildini cerrahi müdahale ile açardık. Şimdi ise cildi açmadan kişinin kıkırdağını, değişik yollardan yağından, kemik iliğinden, kendi kıkırdağından çok ufak bir parçayı alıp, sonra bunu kıkırdak haline getirip, çoğaltıp, kendisine enjeksiyon yöntemiyle verme işlemimiz ile tedavi süreci çok kısalıyor” bilgisini verdi.

Kanser tanısında yeni umut

ABD’nin New York kentindeki konferansta, 10 farklı kanser türünün, kan testi yoluyla erken teşhis edilebileceği açıklandı. Likid biyopsi adı verilen ve kanda dolaşan kanserli hücreleri tespit etmeye odaklanan yöntem, yumurtalık ve pankreas kanserlerinin erken teşhisinde özellikle iyi sonuç verdi. BBC’nin haberine göre araştırmacılar, diğer kanser türleri için de bu yöntemin evrensel bir tanı aracı olmasını umduklarını açıkladı. Taussig Kanser Enstitüsü’nden Doktor Eric Klein, bu gelişmenin kanser araştırmalarında çığır açma potansiyeli olduğunu söyleyerek, “Bu testin çok insanın hayatını kurtarmasını umuyoruz” dedi. Toplam bin 600 vaka üzerinde gerçekleştirilen araştırmaya katılanlardan 749’una o ana kadar kanser tanısı konulmamıştı. 878 kişiye ise henüz tanı konulmuştu. Testin özellikle, pankreas, yumurtalık, karaciğer ve safra kesesi kanserlerinin tanısında “5 hastanın 4’ünde isabet” gösterdiği açıklandı.

Değerli akademisyenlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.